Friday, August 29, 2014

Sense and Sensibility / Duygu ve Duyarlılık


"Duygu ve Duyarlılık"Sampleri
Bu "örnekleme tablo" yu
Jane Austen' in aynı adlı romanından çarpı işine uyarlayan ,"West Wind Designs"







Sense and Sensibility Sampler
A novel by Jane Austen 
It is a "West Wind Designs" pattern! 
*-* 
Hello Blog Friends,

This week, I may say, I've been deeply involved in Jane Austen's world again!  While I've been working on this sampler; I was reading articles about her, watching Jane Austen's movies and mini serials of BBC, searching and surfing about Regency fashion and so on. It was "quite a Jane Austen week" indeed!

Hence, in this post, you'll find images from my favorite version of Sense and Sensibility (1995)  the items from Regency Era, related cross stitch works/patterns as well as Jane Austen's portrait! Moreover  you'll see some of my designs related with this era too!

I wish all of you a very happy weekend!
*-*

Merhabalar,

Sonbahar' ın ayak seslerini iyiden iyiye duyduğumuz; daha romantik, daha serin ve koşuşturmalı bir döneme girerken; uzun zamandır yapmak istediğim bir işi bitirdim bu hafta.

Eskiden beri bu blogu izleyenler ve beni tanıyanlar bilir; ( iş hayatımda da bu böyledir) Hangi tür bir çarpı işinin üzerinde çalışıyorsam; o işe ve döneme ait filmler izler, makaleler okur, araştırır ve kendimi tamamıyla konuya yoğunlaştırırım. Regency dönemi; klasik kanaviçe ve nakış üzerinde çok büyük etkisi olan dönemlerden biri. Çünkü gerek kıyafetler ve detayları gerek dönemin iç ve dış mekan tanzimlemeleri, kumaş üzerine uygulanabilecek çok sayıda alternatif sunabilmekte. Bu dönemi uzun zamandır ben de tasarım gözüyle incelemeye almış durumdayım. Hatta bazı çalışmalarım da oldu (Bir kısmını buradan paylaşmıştım). Bu döneme olan ilgim hala devam ediyor ve elimde yapılmayı bekleyen çok sayıda şablon bulunmakta.

Gelelim Jane Austen' e! Dünyada kadınlar arasında onun kadar hayranı ve geniş etki alanı olan başka bir kadın yazar var mı? bilemiyorum. J.Austen, "beyaz dizi" kıvamındaki romantik ramanları ile batı dünyasında kendine çok sağlam bir yer edinmiş ve yıllar bu durumu değiştirmiyor; hatta tersine hayran kitlesi giderek artıyor.  Altını çizmeliyim ki 42 yaşında ölen yazarın; geriye sadece bir elin parmaklarından az sayıda eser bırakıp;bu kadar geniş bir kitleyi, böylesine sadık olarak kendine bağlamış olması, üzerinde durulması gereken ciddi bir pazarlama başarısıdır. 

Aşağıda bu yayını pekiştireceğini düşündüğüm fotograf ve bilgiler ile benim, bu döneme ait bazı tasarımlarımı bulacaksınız. 

Hepinize sağlıklı, huzurlu ve sevdiklerinizle güzel anları paylaşacağınız bir hafta sonu dilerim...

Jane Austen ve Regency Dönemi

Portrait of Jane Austen, drawn by her sister Cassandra (c. 1810)
Austen' in kızkardeşi Cassandra tarafından yapılan portresi (1810)

Jane Austen, dünyanın en ünlü yazarlarından biridir. Yaşadığı döneme ilişkin tasvirleri ve kahramanlarının karakterleri romanlarının klasikler arasında yer almasını sağlamıştır. Jane Austen bir köy papazının yedinci çocuğuydu. Babası tarafından eğitilmişti. O dönemdeki kadınlardan daha iyi bir eğitim aldığı için şanslıydı. Ebeveyni, çocukların hayal gücüne dayalı oyunlarını cesaretlendirdi. Papaz evinin ahırını, yaz tatillerinde ailelerin oyunlar sahneye koyabileceği küçük bir tiyatroya çevirdiler. Austen, 12 yaşına geldiğinde kendi hikayelerini yazıyordu; fakat ilk romanının yayımlanması için yaklaşık 25 yıl daha geçmesi gerekecekti. Austen'in romanları, günümüzde oldukça popülerdir. İnsanların zaaflarını esprili bir anlayış ve zarif bir mizahla eserlerinde işlemiştir. Romanlarının başkahramanlarının hepsi kadındır ve romanlarının hepsi de mutlu bir evlilikle sona ermiştir. İlk olarak Aşk ve Yaşam (Sense and Sensibility) (1811) adlı kitabı basıldı. Bunu Gurur ve Önyargı (Pride and Prejudice)  (1813), Mansfield Parkı (1814) ve Emma (1816) takip etmiştir. Northanger Manastırı (Northanger Abbey) ve İkna (Persuasion) romanlarının her ikisi de Austen'in ölümünden sonra 1818'de basılmıştır. Bütün bu romanlar anonim olarak yayımlanmıştır.
Austen, hiç evlilik yapmamış, bunun yerine romanlarının birçok bölümünün geçtiği Bath dahil birkaç yerde ailesiyle birlikte yaşamıştır. Mayıs 1817'de aile, Austen'in hastalığına çare aramak için Winchester'e taşınmış; ancak yazar, iki ay sonra ölmüştür. Cenazesi Winchester Katedrali'nde gömülüdür.
Jane Austen'in tüm romanları, televizyon veya sinemaya uyarlanmış, en başarılı 3 romanı film yapılmıştır. Bunlar: Aşk ve Yaşam(1995), Emma ve İkna (her ikisi de 1996'da gösterime girdi.) Gurur ve Önyargı 1995'te çok başarılı bir televizyon dizisi oldu. 2013 yılında yayımlanışının 200. yıldönümü özel etkinliklerle kutlanan "Aşk ve Gurur" (Pride and Prejudice) romanı ortalama her on yılda bir ya bir sinema filmi, ya da televizyon filmi veya dizisi haline getirilmiştir[1].
18 Haziran 1817'de göğüs kanserinden ölen Jane Austen; öldüğünde henüz 42 yaşındaydı. Winchester Katedrali'ne gömülmüştür. (Kaynak wikipedia)


The cottage in Chawton, where Jane Austen lived during the last eight years of her life, now Jane Austen's House Museum
Jane Austen' in Chawton'daki Ev Müzesi







Fragments of  Sense and Sensibility- 1995 
Romanın, 1995 yapımı filminden kareler 
(Emma Thompson,Kate Winslet, Hugh Grand, gibi tanınmış oyuncuların rolleri paylaştığı versiyonu)


Regency Döneminde kırmızı renk ve bazı objeler


Regency Shoes - Kadın ayakkabı örnekleri


Regency Ivory Pocket Almanac Notebook and Diary , 1800's .
Fildişi  Ajanda -Not defteri

A detail of a woman daily costume 
Regency dönemi dış giysi kol detayı
*-*
Jane Austen and Cross Stitch
Jane Austen romanlarından uyarlanan bazı şablonlar











Bu şablonlar da bendenizin; buradan paylaşmadığım döneme ait başka şablonlarım da mecuttur....



Saturday, August 23, 2014

Mink-Brown, Pink and White / Vizon Rengi, Pembe ve Beyaz

Newly finish - Vintage Purse

Letter " N" is adapted from a Veronique Marillard design!
Due to the defects on its aida (I liked its colour), "N" had to be exaggerated and, therefore, I made it larger and a bit different!


Etamini eski, üstelik bir yeri de defolu olan bu keseyi; vizon rengi etamin kumaş, yorgan ipliği (bildiğiniz kalın ve pamuklu ip) gül kurusu domino iplik ve annemin ördüğü kenar danteli ile yaptım. Tahta kelebekler  Belçika'daki "Herşey 1 Euro" marketlerinin birinden...

N harfi, Veronique Marillard' dan. Ancak etaminin defosu nedeniyle, biraz abartılı ve şablonundan  farklı olarak daha geniş yapıldı. 

I've found them  at our attic "Vintage Plates"
Mom stacked the plates but did not remember when she bought them!
There is no origin or producer info on them! Seems, they are English porcelain !
*-*
Bu vintage tabakları da evdeki depoda buldum. Kaldırılıp kenara konmuşlardı. Ne zaman alındığını annem  hatırlamıyor. Bir kaç on senesi vardır. Menşei ve üreticisi belli değil ancak İngiliz porseleni olduğunu tahmin ediyorum.
*-*

Hello Dear Blog Friends,

Since a couple weeks, in my stitchery, I've been playing with colours which are going to be mentioning in this post!

 I am actually a "blue colour type" person in my private life; a "black colour type" person in my business life! Dealing with such colours is pretty new for me ! 

I am wondering why?
Maybe because of my emotions, daily routine, stress or whatever; they are taking me on their sides strongly!
 By the way, do you have any idea about this colours' effect on my nerve and taste????

Anyway as with the previous weeks, just this weekend will be filled with these colours!

What about yours????

A Happy Sunday
*-*

Yazmasam olmazdı....

Bir kaç haftadır, bu yayında yer verdiğim renklere fena halde takık durumdayım. Oysa, kendimi bildim bileli, özel yaşantımda klasik bir "mavi ve tonları" insanı; iş hayatımda da "siyah renk" insanıyımdır. Şimdilerde daha fazla dönüştüğümü sandığım (Asıl burcum Yay) Akrep insanı özelliğim; "kırmızı"yı da taşıyor hayatıma ama çok fazla değil...

Pastel ve özellikle pembe; yanına yaklaştığım renkler olmadı şimdiye kadar. Ama ne olduysa; şimdilerde bu renkler ile sarıp sarmalandığımı farkediyorum.

Renklerin psikolojik tesirleri hakkında fikrim var. Bildiğim kadarıyla sıcak ve soğuk olarak ikiye ayrılan renk grupları tek tek ele alındığında etkileri de şöyle! Örneğin, beyazın insanda bıraktığı tesir, berraklık duygusu aynı zamanda masumiyeti de simgeliyor. Siyah renk, insandaki hırs ve güç duygusunu tetikliyor. Sarı rengin bıraktığı psikolojik tesir canlılık. Kırmızı ise çekiciliği baskınlaştırıyor ayrıca vücudun üzerinde kan akışını arttıran, heyecan tetikleyici bir etkisi de var. Mavi renk rahatlamayı, yeşil renk dinlendirme  ve güven duygusunu tetiklerken mor renk esrarengiz duyguları (bilinmezi merak ve araştırma isteği) ve bilinç altını tetikliyor. 

 Neyse, sanırım bu tonların etkisi, bende çok baskın olmayan torpak elementi özelliklerimi güçlendirmek için yoğunlaştı. 

İçinizden farklı fikri ya da bilgisi olan varsa ve paylaşırsa çok sevinirim :)

Aşağıya, yüzümde gülümseme ve rahatlama hissini yoğulaştıran bu renklerin barındığı fotograflardan bir demet yerleştirdim. 

Sevgiler ve iyi Pazar' lar :))
















Thursday, August 21, 2014

Faberge Egg Music Box, Faberge Müzik Kutusu









I've designed  it once, as shown above image, but, eventually played on colours and added beads!


"Faberge Egg Style Music Box"
designed ,stitched  and beaded by Nurdan Kanber
This design combines my both two favorite items - Faberge Eggs and Music Boxes

PS :  OK, I confess! "Beads are not sewed properly! It was late of the night and I had no enough patience to do the same thing twice! Beads will be re-sewed in a soon time but not today!

I just felt that its completed and wanted to share it with you!
Hope you like as it is!

Happy stitching!
♥♥♥ ☺☺☺♥♥♥

  Bu aralar ne çok yayın yaptım değil mi? 

Hem "ne çok yayın yapıyorsun" hem "yine mi bu temalar" diye içinden geçirenleriniz olacaktır; haksız da sayılmazsınız (Faberge ile ilgili geçmiş yayınlarım da var)  Evet birden fazla tekrarlandı bu tema ve evet bu aralar çok yayın yapıyorum.. Ama sorun bir niye??  

"İşte"si şu!

Son bir kaç aydır; bir süre sonra geçeceğini düşündüğüm bir baskı var içimde. Hem tasarım  yapmam hem de  birşeyleri bitirip ortaya çıkarmam için " içimde tepinen biri var " gibi hissediyorum. Bu nedenle, en çok sevdiğim konulara eğilmek ve o alanlarda birşeyler üretmek isteğim öne planda...

Arada bir sizden biri olmadığım, başka bir dünyanın insanıymışım ( biraz snop, Türkiye' nin gündeminden bi haber, Çalıkuşu' daki  "ah Evropa" diye hayıflanan Osmanlı'nın Tedrisat Memuru tarzında, vs) gibi düşündüğünüzü hissediyorum. Öyle olmadığımı düşünsem de, o şekilde düşündürecek taraflarım da vardır şüphesiz! 

O nedenle, henüz beni tanımayanlar için kendimi ve tasarım perspektifimi biraz açmak isterim.

Uzun zaman bir yerlerde yaşayıp da ; kültürü, gelenekleri, dili ve hayat standartlarını özümsememek mümkün olmuyor; tıpkı benim özümsediğim gibi...

Benim için bu süreç; Sovyetler Birliği' nin dağılması ve yeni devletlerin oluşmasıyla başladı diyebiliriz. İçinde yaşayan insanlar için ağır koşullar getiren bu dönem; kendisi için farklı kariyer fırsatları arayanlara; yeni ve farklı yollar açtı ve farklı imkanlar sundu. ( Bu yüzyıllardır geçerli olan  küresel bir strateji - kaostan düzen çıkarmak  - nin getirdiği bir fırsattı)  Bu yolların cazibesine ve imkanların çeşidine kapılıp gidenlerdenim ben de. Şüphesiz oralara gidip yaşamaya başlayınca; uzaktan anlamayacağın, bilemeyeceğin herşey tüm çıplaklığı ile önüne seriliyor. 

Bunlara uzun uzun değinmeyeceğim; demem o ki doğup soluk aldığımız eski dünyanın bu coğrafyası; kuzeyinden güneyine, doğusundan batısına insanlarını oradan oraya savurmuş, mikser misali katmış karıştırmış. Bu karışım nedeniyle kaldırdığınız her taşın altından farklı bir kültür katmanı çıkıyor.

İçine zor girilen ama girildiğinde kendine hayran bırakan bir kültür karması içinde, bir ülkeden diğerine, oradan oraya taşınarak geçen uzun yıllar; damak zevkimden, kültürel önceliklerimden, estetik anlayışımdan, dünya görüşümden, kişilik tamamlayıcılığına kadar çok boyutlu tortu bıraktı hayatımda.

Bazen algılanması karşı taraf için zor ve karışık bir tortu bu. Çünkü doğru ve yanlış algılamam değişti; dünyayı, bölgeyi ve insan tiplerini okumam farklılaştı . Uzun zamandır olan biteni, meseleleri başka türlü değerlendiriyorum, gelişmeleri başka türlü okuyorum. Neyse uzatmayayım...

O süreç çerçevesinde, oralara ait objelerden bazıları damağımda lezzetli bir şekerleme varmış hissi uyandırıyor bende. Örneğin matruşkalar. Herkes bu birbiri içindeki bebekleri bilir. Çarpı işinde de en çok kullanılan figürlerden biridir. Ama matruşkaların neden iç içe olduğunu, gerçek matruşka bebeklerin sayısının neden 13 olması gerektiğini ( yok yok İsa peygamber ve havarileriyle ilgili değil) ve felsefesini kaç kişi bilir? 

Faberge yumurtaları da bu objelerden biri. Şüphesiz Paskalya yumurtalarının dinsel özelliği var. Beni o kısmı ilgilendirmiyor; sanatsal kısmı ile ilgiliyim.

Tüm bu iç içe geçen olgular nedeniyle yukarıda sizlerle paylaştığım şablonu tasarladım ve işledim.  Yumurta figürü de çarpı işinde yoğun kullanılıyor.Bu nedenle oldukça araştırdıktan sonra  çarpı işinde henüz kullanılmadığına ya da nadir kullanıldığına karar verdiğim bu form çerçevesinde tasarımı yaptım. 

Gelelim bu küçük tasarıma! 

İtiraf etmeliyim ki biraz ilkel bir yumurta müzik kutusu ve üstelik boncukları da düzgün dikili değil. Boncuk kısmı ile uğraşırken hiç hoşlanmadığımı belirtmeliyim. Minnacık delikli bir  iğne, ince iplik ve küçük boncuklar ile hem ellerimi delip durdum hem de gece yarısı bitsin diye uğraşırken çok da özenemedim. Tekrar sökülüp dikilmesi kaçınılmaz ama bugün yapmayacağım o işi. Bu işi benim adıma düzgün yapacak bir kişi bulup ondan rica edeceğim kesindir. 

Umarım bu kusurlarına rağmen gözünüze çok kötü görünmez.

Uzattım değil mi? Uzattım uzattım! 

Benim için kaçma zamanı geldi  ama siz biraz daha kalıp, Faberge' nin ürünlerini inceleyin derim; güzel değiller mi Allah aşkına? ☺ 


FABERGE - AN OLD JEWELRY BRAND 
Faberge Crystal Eggs- Kristal Yumurtalar

Faberge Eggs - Paskalya Yumurtaları

Faberge Eggs - Paskalya Yumurtaları

Faberge Eggs - Paskalya Yumurtaları

Other Faberge products- Diğer Faberge Ürünleri 
Bunlar benim seçtiklerim -  Faberge' nin mücevherden, erkek losyonuna uzanan çok geniş bir ürün gamı var aslında...


Fotograflar - Images from here

Tuesday, August 19, 2014

Pelin Tezer


 One of the gifted designers of my country/ Ülkemizin yetiştirdiği en yetenekli kanaviçe sanatçılarından


Hello My Blog Friends,

Hope, everybody is doing fine out there! 
**


Well, as you know, I am fond of Berlin works, classic cross stitching and embroideries!  
Regarding my passion, I' d like to introduce Ms.Tezer to whom, is yet to hear about her!
 I also wished to dedicate a post to her designs!


She became a cross stitch designer after her retirement ( I always believe in that, having even one hobby can create another carrier path!)

But unfortunately,   she's declared not to be absent in cross stitch designing anymore and dealing with her new passion - knitting!- it is a big sadness for me!Although, cross stitching and sewing traditionally considered in Turkey but,  there are only  a few cross stitch designers from my country - this is even more sad!
However, no matter what she's doing or dealing; Ms.Tezer,  always comes first among the other designers for me!

In order to get more details; you will find below an interview with Pelin Tezer,which can make you more familiar with her as well as her patterns!

Enjoy!

Merhabalar,

Kanaviçeye ve Pelin Tezer' e ayırdığım bir yayın ile karşınızdayım. Pelin Tezer; bana göre ülkemizin yetiştirdiği ender yeteneğe sahip bir kanaviçe sanatçısı. Uluslararası bir tasarımcı ancak yurtdışında gördüğü ilgi kadar, ülkemizde tanındığını ve ilgi gördüğünü düşünmüyorum.

Ülkemizde geleneksel olarak kanaviçenin girmediği neredeyse bir ev yok gibidir, ama bir elin parmaklarından daha az sayıda kanaviçe sanatçısı yetiştirmeyi becerebilmiş bir miletiz aynı zamanda. Buna gerçekten hem çok şaşırıyor hem de çok üzülüyorum. 

Benim Pelin Tezer' le tanışmam Berlin işine ve klasik kanaviçeye olan sevgim sayesinde oldu. Pelin hanım, bu iki alanda inanılmaz güzellikte desenler çizmiş ;aşağıda bazı örnekler bulacaksınız zaten...

Kendisine ait sitesi ve bazen yayın yaptığı bir blogu var.  
Blogunda artık kanaviçe desenleri ile uğraşmayı bıraktığını ve örgüye geçtiğini yazdığında gerçekten çok üzülmüştüm. Hala sadece örgülerini paylaşmakta....

Onu yakından tanımak isteyenler için, yabancı bir sitede yayınlanan İngilizce ropörtaj da özet olarak aşağıda. Kısa tercümesini de yaptım sizler için onu da aşağıda bulacaksınız.

İçimizden yetişen yetenekli insanları hatırlatmak ve bilmeyenlere " Bizde de ne değerler var; görün" demek için bu yazıyı paylaşıyorum. Elbette bu arzum, özellikle tutkuyla sevdiğim kanaviçe, çarpı işi, etamin artık ne derseniz onunla ilgili...

Umarım, keyif alacağınız bir yayın olur....

Sevgilerimle,

Interview of The Caron Collection Journal with Pelin Tezer 

           Tell us about yourself (Kendinizden söz eder misiniz?)

I Born and grew up in Ankara, Turkey. Worked as secretary until retired in 1997 and moved to Bodrum, an Aegean town; now leading a content life with a dear husband, two cats, five dogs, loads of trees, squirrels and birds! (Ankara'da doğdum ve büyüdüm. Emekli olduğum 1997 yılına kadar sekreter olarak çalıştım ve akabinde Bodrum'a taşındım. Şu anda sevgili eşim , 2 kedim, 5 köpeğim, bir sürü ağacım, kuşlarım ve sincaplarımından ibaret bir hayat yaşıyorum)
How did you become involved in needlework? ( Needlework - elişi - iğne işi) ,ne zaman böyle derinlemesine dahil oldunuz?

I always had an interest in crafts. But living in a big town and working at the same time did not avail until I moved to Bodrum where I had plenty of time for myself. My very favourate had always been cross stitch until I discovered filet crochet, filet lace and the wonderful old patterns of the genre which were so very suitable for monochrome cross stitch; needlepoint; knitting! That is when I started using antique filet details from linens, runners, pillow cases, curtains and whatever I could find. (Elişleri ile her zaman ilgiliydim. Fakat büyük şehirde yaşadığım ve aynı zamanda çalıştığım için; Bodrum' a taşınana ve kendime geniş zaman ayırana kadar müsait zamanım olmadı. Her zaman favorim olarak kanaviçeydi ta ki tığ işini ve danteli keşfedene kadar. Eski şahane dantel desenleri iğne sanatlarına, örgüye ve tek renk desenlere (monogram) çok uygundu. Böylece, antika dantel detaylarını ketenlere, runnerlara, yastık kılıflarına, perdelere ve nerelerde kullanabilirsem oralara uyguamaya başladım)       

Where does the inspiration for your work come from?( İlhamı nerelerden alırsınız?)
          I am mostly inspired of the past … Old tapestries, filet lace motifs and samplers.
          I very much admire and am influenced by the hand-painted 19th Century Berlin Work patterns
          which were mostly used for  needlepoint and beadwork. 
         (Genellikle geçmişten ilham alıyorum. 19 yy. el boyaması Berlin işi şablonları ki çoğu iğne ve boncuk işidir; beni hem çok etkiliyor hem de ilham  veriyor)

 
The design is courtesy of Lindstedt Collection of a 19th Century Berlin Work design, featured at Pelin's  
         
           Where are your designs available or how can consumers purchase them? 
         (Desenlerinizi nerelerden temin etmek mümkündür?)
I have a webpage where they could be purchased as PDF files. Alternatively, I have distributors in the US and France, The Netherlands, Sweden and UK.
(Kendi sitemde PDF dosyaları olarak satıyorum ayrıca ABD, Fansa, İsveç ve Birleşik Krallık' ta dağıtımcılarım var)



 You may read whole interview from here
Ropörtajın devamını okumak için tık tık



Selected Patterns of Pelin Tezer