Saturday, August 23, 2014

Mink-Brown, Pink and White / Vizon Rengi, Pembe ve Beyaz

Newly finish - Vintage Purse

Letter " N" is adapted from a Veronique Marillard design!
Due to the defects on its aida (I liked its colour), "N" had to be exaggerated and, therefore, I made it larger and a bit different!


Etamini eski, üstelik bir yeri de defolu olan bu keseyi; vizon rengi etamin kumaş, yorgan ipliği (bildiğiniz kalın ve pamuklu ip) gül kurusu domino iplik ve annemin ördüğü kenar danteli ile yaptım. Tahta kelebekler  Belçika'daki "Herşey 1 Euro" marketlerinin birinden...

N harfi, Veronique Marillard' dan. Ancak etaminin defosu nedeniyle, biraz abartılı ve şablonundan  farklı olarak daha geniş yapıldı. 

I've found them  at our attic "Vintage Plates"
Mom stacked the plates but did not remember when she bought them!
There is no origin or producer info on them! Seems, they are English porcelain !
*-*
Bu vintage tabakları da evdeki depoda buldum. Kaldırılıp kenara konuşlardı. Ne zaman alındığını annem  hatırlamıyor. Bir kaç on senesi vardır. Menşei ve üreticisi belli değil ancak İngiliz porseleni olduğunu tahmin ettik.
*-*

Hello Dear Blog Friends,

Since a couple weeks, in my stitchery, I've been playing with colours which are going to be mentioning in this post!

 I am actually a "blue colour type" person in my private life; a "black colour type" person in my business life! Dealing with such colours is pretty new for me ! 

I am wondering why?
Maybe because of my emotions, daily routine, stress or whatever; they are taking me on their sides strongly!
 By the way, do you have any idea about this colours' effect on my nerve and taste????

Anyway as with the previous weeks, just this weekend will be filled with these colours!

What about yours????

A Happy Sunday
*-*

Yazmasam olmazdı....

Bir kaç haftadır, bu yayında yer verdiğim renklere fena halde takık durumdayım. Oysa, kendimi bildim bileli, özel yaşantımda klasik bir "mavi ve tonları" insanı; iş hayatımda da "siyah renk" insanıyımdır. Şimdilerde daha fazla dönüştüğümü sandığım (Asıl burcum Yay) Akrep insanı özelliğim; "kırmızı"yı da taşıyor hayatıma ama çok fazla değil...

Pastel ve özellikle pembe; yanına yaklaştığım renkler olmadı şimdiye kadar. Ama ne olduysa; şimdilerde bu renkler ile sarıp sarmalandığımı farkediyorum.

Renklerin psikolojik tesirleri hakkında fikrim var. Bildiğim kadarıyla sıcak ve soğuk olarak ikiye ayrılan renk grupları tek tek ele alındığında etkileri de şöyle! Örneğin, beyazın insanda bıraktığı tesir, berraklık duygusu aynı zamanda masumiyeti de simgeliyor. Siyah renk, insandaki hırs ve güç duygusunu tetikliyor. Sarı rengin bıraktığı psikolojik tesir canlılık. Kırmızı ise çekiciliği baskınlaştırıyor ayrıca vücudun üzerinde kan akışını arttıran, heyecan tetikleyici bir etkisi de var. Mavi renk rahatlamayı, yeşil renk dinlendirme  ve güven duygusunu tetiklerken mor renk esrarengiz duyguları (bilinmezi merak ve araştırma isteği) ve bilinç altını tetikliyor. 

 Neyse, sanırım bu tonların etkisi, ben de çok baskın olmayan torpak elementi özelliklerimi güçlendirmek için yoğunlaştı. 

İçinizden farklı fikri ya da bilgisi olan varsa ve paylaşırsa çok sevinirim :)

Aşağıya, yüzümde gülümseme ve rahatlama hissini yoğulaştıran bu renklerin barındığı fotograflardan bir demet yerleştirdim. 

Sevgiler ve iyi Pazar' lar :))
















Thursday, August 21, 2014

Faberge Egg Music Box, Faberge Müzik Kutusu









I've designed  it once, as shown above image, but, eventually played on colours and added beads!


"Faberge Egg Style Music Box"
designed ,stitched  and beaded by Nurdan Kanber
This design combines my both two favorite items - Faberge Eggs and Music Boxes

PS :  OK, I confess! "Beads are not sewed properly! It was late of the night and I had no enough patience to do the same thing twice! Beads will be re-sewed in a soon time but not today!

I just felt that its completed and wanted to share it with you!
Hope you like as it is!

Happy stitching!
♥♥♥ ☺☺☺♥♥♥

  Bu aralar ne çok yayın yaptım değil mi? 

Hem "ne çok yayın yapıyorsun" hem "yine mi bu temalar" diye içinden geçirenleriniz olacaktır; haksız da sayılmazsınız (Faberge ile ilgili geçmiş yayınlarım da var)  Evet birden fazla tekrarlandı bu tema ve evet bu aralar çok yayın yapıyorum.. Ama sorun bir niye??  

"İşte"si şu!

Son bir kaç aydır; bir süre sona geçeceğini düşündüğüm bir baskı var içimde. Hem tasarım  yapmam hem de  birşeyleri bitirip ortaya çıkarmam için " içimde tepinen biri var " gibi hissediyorum. Bu nedenle, en çok sevdiğim konulara eğilmek ve o alanlarda birşeyler üretmek isteğim öne planda...

Arada bir sizden biri olmadığım, başka bir dünyanın insanıymışım ( biraz snop, Türkiye' nin gündeminden bi haber, Çalıkuşu' daki  "ah Evropa" diye hayıflanan Osmanlı'nın Tedrisat Memuru tarzında, vs) gibi düşündüğünüzü hissediyorum. Öyle olmadığımı düşünsem de, o şekilde düşündürecek taraflarım da vardır şüphesiz! 

O nedenle, henüz beni tanımayanlar için kendimi ve tasarım perspektifimi biraz açmak isterim.

Uzun zaman bir yerlerde yaşayıp da ; kültürü, gelenekleri, dili ve hayat standartlarını özümsememek mümkün olmuyor; tıpkı benim özümsediğim gibi...

Benim için bu süreç; Sovyetler Birliği' nin dağılması ve yeni devletlerin oluşmasıyla başladı diyebiliriz. İçinde yaşayan insanlar için ağır koşullar getiren bu dönem; kendisi için farklı kariyer fırsatları arayanlara; yeni ve farklı yollar açtı ve farklı imkanlar sundu. ( Bu yüzyıllardır geçerli olan  küresel bir strateji - kaostan düzen çıkarmak  - nin getirdiği bir fırsattı)  Bu yolların cazibesine ve imkanların çeşidine kapılıp gidenlerdenim ben de. Şüphesiz oralara gidip yaşamaya başlayınca; uzaktan anlamayacağın, bilemeyeceğin herşey tüm çıplaklığı ile önüne seriliyor. 

Bunlara uzun uzun değinmeyeceğim; demem o ki doğup soluk aldığımız eski dünyanın bu coğrafyası; kuzeyinden güneyine, doğusundan batısına insanlarını oradan oraya savurmuş, mikser misali katmış karıştırmış. Bu karışım nedeniyle kaldırdığınız her taşın altından farklı bir kültür katmanı çıkıyor.

İçine zor girilen ama girildiğinde kendine hayran bırakan bir kültür karması içinde, bir ülkeden diğerine, oradan oraya taşınarak geçen uzun yıllar; damak zevkimden, kültürel önceliklerimden, estetik anlayışımdan, dünya görüşümden, kişilik tamamlayıcılığına kadar çok boyutlu tortu bıraktı hayatımda.

Bazen algılanması karşı taraf için zor ve karışık bir tortu bu. Çünkü doğru ve yanlış algılamam değişti; dünyayı, bölgeyi ve insan tiplerini okumam farklılaştı . Uzun zamandır olan biteni, meseleleri başka türlü değerlendiriyorum, gelişmeleri başka türlü okuyorum. Neyse uzatmayayım...

O süreç çerçevesinde, oralara ait objelerden bazıları damağımda lezzetli bir şekerleme varmış hissi uyandırıyor bende. Örneğin matruşkalar. Herkes bu birbiri içindeki bebekleri bilir. Çarpı işinde de en çok kullanılan figürlerden biridir. Ama matruşkaların neden iç içe olduğunu, gerçek matruşka bebeklerin sayısının neden 13 olması gerektiğini ( yok yok İsa peygamber ve havarileriyle ilgili değil) ve felsefesini kaç kişi bilir? 

Faberge yumurtaları da bu objelerden biri. Şüphesiz Paskalya yumurtalarının dinsel özelliği var. Beni o kısmı ilgilendirmiyor; sanatsal kısmı ile ilgiliyim.

Tüm bu iç içe geçen olgular nedeniyle yukarıda sizlerle paylaştığım şablonu tasarladım ve işledim.  Yumurta figürü de çarpı işinde yoğun kullanılıyor.Bu nedenle oldukça araştırdıktan sonra  çarpı işinde henüz kullanılmadığına ya da nadir kullanıldığına karar verdiğim bu form çerçevesinde tasarımı yaptım. 

Gelelim bu küçük tasarıma! 

İtiraf etmeliyim ki biraz ilkel bir yumurta müzik kutusu ve üstelik boncukları da düzgün dikili değil. Boncuk kısmı ile uğraşırken hiç hoşlanmadığımı belirtmeliyim. Minnacık delikli bir  iğne, ince iplik ve küçük boncuklar ile hem ellerimi delip durdum hem de gece yarısı bitsin diye uğraşırken çok da özenemedim. Tekrar sökülüp dikilmesi kaçınılmaz ama bugün yapmayacağım o işi. Bu işi benim adıma düzgün yapacak bir kişi bulup ondan rica edeceğim kesindir. 

Umarım bu kusurlarına rağmen gözünüze çok kötü görünmez.

Uzattım değil mi? Uzattım uzattım! 

Benim için kaçma zamanı geldi  ama siz biraz daha kalıp, Faberge' nin ürünlerini inceleyin derim; güzel değiller mi Allah aşkına? ☺ 


FABERGE - AN OLD JEWELRY BRAND 
Faberge Crystal Eggs- Kristal Yumurtalar

Faberge Eggs - Paskalya Yumurtaları

Faberge Eggs - Paskalya Yumurtaları

Faberge Eggs - Paskalya Yumurtaları

Other Faberge products- Diğer Faberge Ürünleri 
Bunlar benim seçtiklerim -  Faberge' nin mücevherden, erkek losyonuna uzanan çok geniş bir ürün gamı var aslında...


Fotograflar - Images from here

Tuesday, August 19, 2014

Pelin Tezer


 One of the gifted designers of my country/ Ülkemizin yetiştirdiği en yetenekli kanaviçe sanatçılarından


Hello My Blog Friends,

Hope, everybody is doing fine out there! 
**


Well, as you know, I am fond of Berlin works, classic cross stitching and embroideries!  
Regarding my passion, I' d like to introduce Ms.Tezer to whom, has yet to hear about her!
 I also wished to dedicate a post to her designs!


She became a cross stitch designer after her retirement ( I always believe in that, having even one hobby can create another carrier path!) She's been designing since last year (I am not certain on this info)
 As I've heard a couple months ago that she's declared not to be absent in cross stitch designing anymore ( it is a big sadness for me) Although, cross stitching and sewing traditionally considered in Turkey but,  there are only  a few cross stitch designers from Turkey - this is even more sad!
However, no matter what she's doing or dealing Ms.Tezer,  always comes first among the other designers for me!

In order to get more details; you will find below an interview with Pelin Tezer,which can make you more familiar with her as well as her patterns!

Enjoy!

Merhabalar,

Kanaviçeye ve Pelin Tezer' e ayırdığım bir yayın ile karşınızdayım. Pelin Tezer; bana göre ülkemizin yetiştirdiği ender yeteneğe sahip bir kanaviçe sanatçısı. Uluslararası bir tasarımcı ancak yurtdışında gördüğü ilgi kadar, ülkemizde tanındığını ve ilgi gördüğünü düşünmüyorum.

Ülkemizde geleneksel olarak kanaviçenin girmediği neredeyse bir ev yok gibidir, ama bir elin parmaklarından daha az sayıda kanaviçe sanatçısı yetiştirmeyi becerebilmiş bir miletiz aynı zamanda. Buna gerçekten hem çok şaşırıyor hem de çok üzülüyorum. 

Benim Pelin Tezer' le tanışmam Berlin işine ve klasik kanaviçeye olan sevgim sayesinde oldu. Pelin hanım, bu iki alanda inanılmaz güzellikte desenler çizmiş ;aşağıda bazı örnekler bulacaksınız zaten...

Kendisine ait sitesi ve bazen yayın yaptığı bir blogu var.  
Blogunda artık kanaviçe desenleri ile uğraşmayı bıraktığını ve örgüye geçtiğini yazdığında gerçekten çok üzülmüştüm. Hala sadece örgülerini paylaşmakta....

Onu yakından tanımak isteyenler için, yabancı bir sitede yayınlanan İngilizce ropörtaj da özet olarak aşağıda. Kısa tercümesini de yaptım sizler için onu da aşağıda bulacaksınız.

İçimizden yetişen yetenekli insanları hatırlatmak ve bilmeyenlere " Bizde de ne değerler var; görün" demek için bu yazıyı paylaşıyorum. Elbette bu arzum, özellikle tutkuyla sevdiğim kanaviçe, çarpı işi, etamin artık ne derseniz onunla ilgili...

Umarım, keyif alacağınız bir yayın olur....

Sevgilerimle,

Interview of The Caron Collection Journal with Pelin Tezer 

           Tell us about yourself (Kendinizden söz eder misiniz?)

I Born and grew up in Ankara, Turkey. Worked as secretary until retired in 1997 and moved to Bodrum, an Aegean town; now leading a content life with a dear husband, two cats, five dogs, loads of trees, squirrels and birds! (Ankara'da doğdum ve büyüdüm. Emekli olduğum 1997 yılına kadar sekreter olarak çalıştım ve akabinde Bodrum'a taşındım. Şu anda sevgili eşim , 2 kedim, 5 köpeğim, bir sürü ağacım, kuşlarım ve sincaplarımından ibaret bir hayat yaşıyorum)
How did you become involved in needlework? ( Needlework - elişi - iğne işi) ,ne zaman böyle derinlemesine dahil oldunuz?

I always had an interest in crafts. But living in a big town and working at the same time did not avail until I moved to Bodrum where I had plenty of time for myself. My very favourate had always been cross stitch until I discovered filet crochet, filet lace and the wonderful old patterns of the genre which were so very suitable for monochrome cross stitch; needlepoint; knitting! That is when I started using antique filet details from linens, runners, pillow cases, curtains and whatever I could find. (Elişleri ile her zaman ilgiliydim. Fakat büyük şehirde yaşadığım ve aynı zamanda çalıştığım için; Bodrum' a taşınana ve kendime geniş zaman ayırana kadar müsait zamanım olmadı. Her zaman favorim olarak kanaviçeydi ta ki tığ işini ve danteli keşfedene kadar. Eski şahane dantel desenleri iğne sanatlarına, örgüye ve tek renk desenlere (monogram) çok uygundu. Böylece, antika dantel detaylarını ketenlere, runnerlara, yastık kılıflarına, perdelere ve nerelerde kullanabilirsem oralara uyguamaya başladım)       

Where does the inspiration for your work come from?( İlhamı nerelerden alırsınız?)
          I am mostly inspired of the past … Old tapestries, filet lace motifs and samplers.
          I very much admire and am influenced by the hand-painted 19th Century Berlin Work patterns
          which were mostly used for  needlepoint and beadwork. 
         (Genellikle geçmişten ilham alıyorum. 19 yy. el boyaması Berlin işi şablonları ki çoğu iğne ve boncuk işidir; beni hem çok etkiliyor hem de ilham  veriyor)

 
The design is courtesy of Lindstedt Collection of a 19th Century Berlin Work design, featured at Pelin's  
         
           Where are your designs available or how can consumers purchase them? 
         (Desenlerinizi nerelerden temin etmek mümkündür?)
I have a webpage where they could be purchased as PDF files. Alternatively, I have distributors in the US and France, The Netherlands, Sweden and UK.
(Kendi sitemde PDF dosyaları olarak satıyorum ayrıca ABD, Fansa, İsveç ve Birleşik Krallık' ta dağıtımcılarım var)



 You may read whole interview from here
Ropörtajın devamını okumak için tık tık



Selected Patterns of Pelin Tezer 





















Friday, August 15, 2014

Mary Poppins by Lilli Violette







You may check Lilli's blog over here; Bu Mary Poppins Lilli Violette' ye ait!

Benim bitidiğim iş orijinalinden biraz farklı. İşlemenin fikrini aşağıdaki  fotograftan aldım. Orjinalindeki evleri, elimdeki tahta evlerle yapmayı düşünüyorum.
Evlere çözüm bulunca çabuk bitti haliyle....
Source - Bu fotoyu burada buldum

Who is Mary Poppins

Mary Poppins is the lead character in a series of eight children's books written by P. L. Travers. Throughout the Mary Poppinsseries, which was published over the period 1934 to 1988, Mary Shepard was the illustrator.[1] The books centre on a magical EnglishnannyMary Poppins. She is blown by the East wind to Number Seventeen Cherry Tree Lane, London, and into the Banks' household to care for their children. Encounters with chimney sweeps, shopkeepers and various adventures follow until Mary Poppins abruptly leaves, i.e., "pops-out". Only the first three of the eight books feature Mary Poppins arriving and leaving. The later five books recount previously unrecorded adventures from her original three visits. As P. L. Travers explains in her introduction to Mary Poppins in the Park, "She cannot forever arrive and depart."[2]
The books were adapted by Walt Disney in 1964 into a musical film titled Mary Poppins, starring Julie Andrews and Dick Van Dyke. In 2004, Disney Theatrical, in collaboration with Cameron Mackintosh (who had previously acquired the stage rights from Travers) produced a stage musical also called Mary Poppins in the West End theatre. The stage musical was transferred to Broadway in 2006, where it ran until its closing on March 3, 2013. In 2013 the film Saving Mr. Banks depicted the making of the 1964 film.


Mary Poppins by Lady Naurel 2008


♥♥♥

Mary Poppins Kimdir?
(Anlatım; bu yazının kaynağı olan blogun sahibine aittir-  NK - ben tamamen kopyaladım)
Mary Poppins, Kiraz Ağacı Sokağı’na Doğu Rüzgarı ile gelir ve doğruca Banks Ailesi’nin kapısını çalar. O, artık Jane, Michal ve ikizler John ile Barbara’dan sorumlu yeni dadıdır. Boncuk gibi mavi gözleri, parlak siyah saçları, bedenine göre büyük el ve ayakları olan, zayıf bir kadındır. Jane ile Michael onun kendine ne kadar hayran olduğuna, ne kadar kibirli ve sivri dilli olduğuna daha sonra sık sık tanık olacaklardır. Sapı papağan kafası biçiminde bir şemsiyesi, halıdan yapılma bir çantası vardır. Bu çantanın içinden istediği her şeyi (yattığı somyayı bile) çıkarabilir. Mary Poppins biraz asabi bir tiptir. Ama dedim ya, ondan şeytan tüyü var diye, Jane ile Michael’ı yola getiren tek kişi de Mary Poppins’tir. Çocuklar ona hayrandırlar. Mary Poppins’in aslında gizemli biri olduğunu bilir, buna defalarca tanık olurlar. Her seferinde Mary Poppins inkar etse de, yaşadıkları olayın / maceranın ardından küçük bir ipucu yakalamayı başarırılar. Bunun üzerine de fazla konuşmazlar. Onlar bilirler ya, bu onlara yeter…
Mary Poppins kitapları, her biri ayrı bir olayı anlatan bölümlerden oluşuyor. Bu olayların neredeyse tamamı evin dışında, çıktıkları bir gezinti esnasında oluyor. Çocuklar Mary Poppins’le parka, gezmeye ya da Mary’nin bir tanıdığını ziyarete gittiklerinde sıra dışı deneyimler yaşıyorlar. Neler mi? Neler neler! Bir defasında Kibritçi Bert’le onun çizdiği resimlerden birinin içine giriyorlar. Mesela Mary Poppins’in dayısı Bay Wigg’i ziyaret ettiklerinde adamı odasının tavanında buluyorlar. Gülmeyi çok seven Bay Wigg, eğer doğum gününün cumaya denk geldiği bir gün çok gülerse işte bu oluyor. Sonra ufak tefek Bayan Corry ile dev gibi kızları Annie ile Fannie var. Bayan Corry, kurabiye dükkanına gelen çocuklara birer yıldız armağan ediyor. Gece olunca Jane ile Michael Mary Poppins’in yıldızları gizlice aldığını görüyorlar. Sonra bir bakıyorlar ki, dadıları dışarıda kurabiyeci kadın ve kızlarıyla buluşmuş, yıldızları onlara veriyor Onlar da merdiven kurmuşlar, yıldızları gökyüzüne takıyorlar… Yıldız kız Maia, mermer çocuk Neleus, Kuşçu Kadın, Dans Eden İnek, Nane Şekeri Atlar… Sonunda rüzgarın yönü değişiyor ve Mary Poppins Batı Rüzgarı ile birlikte aniden çekip gidiyor. 

Mary Poppins’in yaratıcısı P. L. Travers, Avustralyalı bir yazar, gazeteci ve aktris… Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde İngiltere’ye giden ve asıl adı Helen Lyndon Goff olan yazar, kadın kimliğini gizlemek üzere “P. L. Travers” takma adını alır. On yıl kadar sonra, geçirdiği bir hastalığın nekahet devrinde yazmaya başladığı, İngiliz bir dadının sihirli maceralarını anlattığı “Mary Poppins” ile ilk başarısını elde eder. Bunu serinin beş kitabı daha izler. Sonra film yapma kararı çıkar. Ne var ki Travers Disney’in adaptasyonundan hiç ama hiç memnun kalmaz. Bazı bölümlerin değiştirilmesini ister; ancak Walt Disney bu istekleri reddedince, P. L. Travers de filmin devamının çevrilmesi için izin vermez.


Chim Chim Cheree of Mary Poppins


Filmin Oskar' lı şarkısı  

Son Olarak....
New York' lu henüz yavaş ilerliyor. Üzerinde kullandığım kavuniçi ton olarak hoşuma gitmedi. Rengi değiştirmeyi ya da kırmızı ağırlığa dönmeyi düşünüyorum.

Bugün itibarıyla durum aşağıda.

NOT: Fotograflarda fon olan bu güzel çerçeveyi, sevgili Mehtap Kaya elleriyle yapıp hediye etmişti. 

 Sevgiler ve iyi bir hafta sonu dileklerimle

"New Yorker" as of today!

Have a lovely weekend!

PS: The old frame in the images is handmade of Mehtap Kaya